Gardrop: Bir Kelimenin Arkasında Kaybolan Hikaye
Bir sabah, Kayseri’nin sıcak yaz havası içerideki fanın sesiyle birleşip bana çocukluk yıllarımı hatırlatırken, “gardrop” kelimesinin doğru yazılışı hakkında düşündüğümü fark ettim. Neden böyle bir şey aklıma gelmişti? Belki de gündelik işler arasında zaman kaybetmek yerine bir kelimenin doğru yazılışına takılmak, hayatta bambaşka şeyler düşünmeyi kolaylaştırıyordur diye düşündüm. Sonra bu düşünce, beni yıllar öncesine götürdü.
Çocukluğumda annemle geçirdiğimiz zamanlar gözlerimin önüne geldi. Kayseri’nin o dar sokaklarında, eski taş evlerin arasından geçerken annemin bana “gardırop” demesi, hafızamda yer etmişti. Yıllar sonra, o kelimenin yazılışı beni, kendi içimde kaybolmuş bir şeyin peşinden sürükleyecekti.
Hayatın İçinde “Gardrop” Olan Her Şey
Bazen bir kelimeye takılmak, aslında çok daha derin bir anlam taşıyor olabilir. Benim için “gardrop”, sadece içinde kıyafetlerin saklandığı bir dolaptan ibaret değildi. O kelime, annemle yaşadığım yılların, bir tür güvenin ve ait olmanın simgesiydi. O gardırop, biz büyüdükçe her geçen gün yeni bir şey eklediğimiz, bazen içine büyük umutlar, bazen de kaybolan anılar doldurduğumuz bir şeydi.
Bir sabah, annemle evde yalnızdık. Kayseri’nin sıcak yaz güneşi, camdan içeri süzüldü, ama evdeki ağır sessizliği hala kırabilmiş değildi. Annem, eski gardırobunun kapaklarını açarken, bana döndü ve “Yavaş ol, şu eski gardrobu bozan bir şey olmasın” dedi. O an, gardrop kelimesi birdenbire kulaklarımda yankı yapmaya başladı. “Gardırop” mı, yoksa “gardrop” mu demeliydim?
Anneme söyledim. “Anne, gardırop muydu, gardrop muydu?” diye. O gülümsedi, gözlerinde tatlı bir masumiyetle “Yavrum, bir farkı yok, yanlış yapmıyorsan ne fark eder?” dedi.
Ama o an, içimde bir şey takıldı. “Yanlış mı yazıyoruz?” sorusu başımı iyice karıştırdı. Eğer bu kadar basit bir şey bile, doğru olup olmadığını bilemediğim bir konuysa, o zaman başka hangi şeylerin yanlışını yapıyordum, kim bilir?
Gardrop ve Kendi İçimdeki Karışıklık
Benim için bu, sadece dil bilgisi hatası yapıp yapmadığımı sorgulamakla ilgili değildi. Aynı zamanda hayatımda hangi yanlışları yapıyordum? Hangi kelimeleri doğru yazsam da, gerçekte yaşamımı doğru yazabiliyor muyum? İçimdeki karışıklık büyüdü, sanki her şey düzensizdi.
Çocukken annemin beni yatmadan önce giydirdiği elbiseleri yerleştirdiği o eski dolapta, sadece kıyafetler değil, hayatın birikintileri vardı. Bir zamanlar eski kumaşlar, büyük bir sevinçle aceleyle hazırlanmış elbiseler, tüy gibi hafif yastıklar… Bütün bunlar gardırop kelimesinin içinde yer alıyordu, tıpkı kelimenin doğru yazılışının içinde hayatımın karmaşasının yer aldığı gibi.
İşte o an fark ettim, kelimenin doğru yazılışı aslında içimdeki karmaşayı düzene koymak gibiydi. Bunu sadece dilde değil, hayatta da yapmalıydım. Annemin o eski gardırop kelimesiyle ben de bir anlam arayışı içine girmiştim. Tüm bu duygular, kelimenin sadece harflerden oluşmadığını gösteriyordu. Benim için “gardrop” yazılması kadar, bu kelimenin anlamını içimde bulmak da çok önemliydi.
Doğru Yazılış, Yanlış Hisler
“Gardrop”u doğru yazmakla ilgili düşünürken, bende bir başka soru doğdu. Gerçekten doğru yazabiliyor muyuz? “Gardrop”un doğru yazılışı aslında “gardırop”tur. Türkçede bazı kelimelerin yanlış yazılması, kulağımıza da yanlış gelir; ama bazen dilin yapısı da bizi yanıltabilir.
İçimdeki karışıklık, gün geçtikçe daha da büyüdü. Duygusal bir çalkantı içindeydim ve doğru kelimeleri bulmak istiyordum. İletişimde her zaman doğru kelimeleri kullanmaya özen gösterdim. Bazen, doğru kelimeler insanın yüreğini anlamak için yeterli oluyordu. Fakat bir kelimenin doğru yazılışının bile insanın içinde büyüttüğü duyguları tam anlamıyla karşılamadığını fark ettim. “Gardrop”u doğru yazarken, aslında kendi içimdeki boşluğu, eksikliği doldurmaya çalışıyordum.
Kelimenin Derinliğinde Kaybolmak
İçimdeki duygusal karmaşayı anlamaya çalışırken, bir yandan da Kayseri’nin büyüleyici sokaklarında yürüyordum. Gün batımı yaklaşırken, yavaşça adımlarımı atarken, sanki dünyada doğru yazılmış bir şey arıyordum. Gerçekten bir şeyin doğru olması, doğru hissedilmesiyle aynı anlama gelir miydi? “Gardrop” kelimesi bir yazım hatasından öteydi. O, benim için bir anlam ifade ediyordu. Bunu fark etmek, bir süreliğine de olsa içimdeki boşluğu biraz olsun doldurmuştu.
Yazıyı bitirirken fark ettim ki, kelimelerin doğru yazılışı, bazen hayatın doğruluğunu bulmaktan çok, onu anlamakla ilgiliymiş. Gardrop kelimesini ne kadar doğru yazsam da, bu kelimenin bana kattığı anlamı, ne kadar doğru ifade edebilirim ki? Hayatımda da birçok şeyi doğru yapmadım, bazen yanlış kelimeleri kullandım. Ama bu, beni olmam gereken kişiden alıkoymaz. Çünkü en önemli şey, ne kadar doğru yazıldığımızdan çok, ne kadar doğru hissettiğimiz ve yaşadığımızdı.